Çocuklar niye okula gitmek istemiyor.


Ali Dutal

Normal şartlarda çocuklarımız okula sevinerek gitmesi gerekirken tam tersi, ilkokula giden çocuklarımız bile okula zorla gidiyor, her türlü tatile, şampiyonluk maçında gol atan futbolcu gibi çılgınca seviniyorlar.

Bunun neden ve nedenleri ne olabilir?

Bir eğitimci olarak düşünüyorum; günümüzde öğrenci olmadığıma şaka yapmıyor cidden seviniyorum!

Sabah namazı vakti karanlıkta okula giden, servis bekleyen, serviste uyuyan küçük küçük çocuklar; yatsı namazı vakti dağılan okullar…

Yetmedi, İYEP(İlkokul Yetiştirme Programı) ve DYK(Destekleme ve Yetiştirme Kursları) ile okula mahkum edilen çocuklar!

Eğitime ömrünü vermiş biri olarak samimiyetimle ifade ediyorum: çocuklarımız aile, çevre ve okulun "ZULMÜ ALTINDA" eziliyor ve ezilmişlik küçük çocukları okuldan nefret ettiriyor.

Yine açıkça söylüyorum: "Eğitim sistemi, okul ortamı, öğretim yöntemleri, aile tutumları," çocuklarımızın okulu sevmemelerinde en sorumlulardır.

Çocuklarımızın gelişimsel ihtiyaçları dikkate alınmadan müfredat, sınav ve yetişkin beklentileri eksenli bir uygulamaya tabi tutulmaktalar.

Çok düşündürücü ama gerçek; bu kadar ders yükü ve baskıya rağmen çocuklarımızın akademik başarıları da oldukça düşük!

Basit bir matematik işlemiyle çocuklarımızın "12 Yıllık Zorunlu Eğitim" süresi içinde İngilizce ve Matematik derslerinde kaç saat ders aldıklarını hesaplayalım.

Elbette ki, çok büyük bir rakamla karşılaşacağız!

Alınan ders saati ile başarıyı kıyaslayalım:

Az çok eğitim ile ilgili herkes verilen eğitim saati ile başarı arasında korkunç bir uçurum olduğunu görecektir!

            Okul öncesinden çocuğu akademik başarıya odaklamak, başarılı olma baskısını bilinçaltına yerleştirmek zamanla çocukta hata yapma korkusuna yol açar; bu durum öğrenme isteğini köreltir.

            Oysa ki, bu çocuklar her türlü öğrenme etkinliğinde kendisini baskı altında hissetmemeli, yapılan öğretim etkinliklerinden zevk almalıdır.

            Ödev verilmemesi gereken 1. Sınıflarda bile çocuğun kaldıramayacağı ödevler verilmekte, ödevlerin çoğunu da anne ve babaları yapmaktadır.

            Söylediklerim yalan mı, doğru mu olduğu çocuğu 1. Sınıfa giden öğrenci velilerine özellikle de özel okula gidenlere sorulabilir.

            Elbette ki, çocuğun eğitimiyle ailenin ilgilenmesi önemlidir; ancak, bu baskıyla değil, birlikte olmayla gerçekleşir. Çocuklarımıza ailesiyle yaşama ortamları hazırlanmalı, en azından hafta tatillerinde çocuklar ailesinin yanında olmalıdır.

            Okulda çok kalmak çok öğrenmek değildir. Öğrenci okulda ne kadar az kalırsa öğrenme etkinliklerinden daha fazla zevk alır ve kalıcı öğrenme daha fazla gerçekleşir.

Onun için:

            1-İlkokullarda günlük ders saati 5(beş)'ten, ortaokul ve liselerde 6(altı) saatten fazla olmamalı,

            2-İYEP ve DYK uygulamaları olağanüstü (deprem gibi.) durumlar dışında kaldırılmalı,

İYEP ve DYK uygulamaları çocuğun aileden kopuşa zemin hazırlayan etkenlerden biridir. İYEP ve DYK akademik eşitsizliği azaltma amacıyla oluşturulmuş olsa da, uygulamada bazı istenmeyen sonuçlar doğurmaktadır.

Çocuğun okulda aşırı zaman geçirmesi özellikle ilkokul çağındaki bir çocuk için; zaten uzun olan okul saatleri, ders sonrası İYEP, ortaokul 8 ve lise 11-12. sınıflarda hafta sonu DYK sürekli "yetiştirilmesi gereken" bir çocuk algısı çocuğun zihninde "ben eksik biriyim ve sürekli düzeltilmeliyim" düşüncesi oluşur,

Bu durum hem özgüveni zedeler hem de okuldan duygusal kopuşa neden olur; en önemlisi aile bağlarının zayıflamasına yol açar. Kaldı ki, DYK'lara öğrenci devamsızlığı da normalin çok üzerinde ve devam etmeyen öğrenciler zamanlarını nerede kimlerle geçiriyor, bu da ayrıca üzerinde durulması gereken önemli bir sorun…

Çocuk için aile; güven, koşulsuz kabul, duygusal beslenme alanıdır. Çocuk akşamları yorgun, hafta sonları da okulda aileyle geçirilen zaman yok olduğunda, duygusal açlık oluşur.

Bu da çocuğun; içe kapanma, öfke, motivasyon düşüklüğü gibi sonuçlar doğurabilir.

            Bu nedenle; seçmeli dersler uygulamasına son verilmeli, bazı derslerin uzaktan eğitimle verilmesinin yolları açılmalı.

Çocukların okulu sevmemesi, onların "öğrenmeyi sevmediği" anlamı çıkarılmasın. Asıl sorun çoğu zaman okulun, çocuğun gelişimsel ve duygusal ihtiyaçlarına yeterince hitap edememesidir.

Eğer okul; daha oyun temelli, daha esnek, daha güvenli, daha çocuk merkezli olsaydı, çocuklar tatili severdi ama okula da isteyerek giderdi.

Çocuklarımızı tatili ödül, okulu ceza gibi görmelerinden kurtarmalıyız.

Son Fotoğraflar

Tüm Fotoğraflar